Konya, geçmişten günümüze kadar hem ülkemizin hem de dünyanın en önemli şehirlerinden biri olarak günümüze kadar öneminihep korumuştur. Yerleşik şehir hayatının Pre-historic (tarih öncesi) çağda başladığı görülmektedir. Şehir merkezine yakın olan bir konumda bulunan “Çatalhöyük”, bugüne kadar keşfedilmiş en eski Neolitik devir yerleşim merkezi olarak bilinmektedir. Çumra Çatalhöyük, tarım uygulamalarının ilk defa görüldüğü ve dolayısıyla yemek kültürünün başladığı, ateşin kullanıldığı, yerleşik hayata geçildiği ve vahşi hayvan saldırılarına karşı ortak savunmanın yapıldığı bir merkez olarak bilinmektedir. Alâaddin Tepesinde de Çatalhöyüğe benzer karakterde neolitik izlere rastlanmaktadır.

        Bölgede yapılan kazılarda Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı yerleşimlerine ait bulgular elde edilmiştir. Tarih devirlerinde Anadolu ve Suriye topraklarında büyük bir imparatorluk kuran Hititler, Konya'ya da hâkim olmuşlardır.

        Frigler döneminde surlarla çevrilmiş “Alâaddin Tepesi”'nde gelişen “Kavania” (Konya) bir kale – kent  hâline gelmiştir. Frigler'den sonra Lidyalılar'ın egemenliğine giren Konya, daha sonra M.Ö.4. yüzyılda Persler ve M.Ö.2. yüzyılda da “Büyük İskender”, “Selevkoslar” ve “Bergama krallığının” istilâsına uğramıştır. M.S.395’te Anadolu'da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya, “İconium” olarak varlığını korumuştur. Arapların “Kuniya” olarak adlandırdıkları kentin adı Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bir daha değişmemiş ve günümüze kadar gelen “Konya” ismini korumuştur.

          Neolitik çağdan günümüze kadar uzanan süreçte “Konya” bir yerleşim yeri olarak çağlar boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu şekilde kent farklı toplumların farklı üretim ve yapım teknikleri ile meydana getirdikleri birçok sanat eserine sahip olmuştur. Konya'da Mısırlılardan önce hiyeroglif yazının kullanıldığı tarihte ilk ev mimarîsi ve ilk kutsal yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. Hıristiyanlık devrine ait Anadolu'daki en eski Hıristiyan yerleşimine (Sille Köyü) ve en eski kiliselerine de (Ak Manastır – Haglos  Kharitan-St. Choritan) de bu bölgede rastlanmaktadır.

         Bakırcılık el sanatları “Selçuklular” dönemine kadar uzanmaktadır ve ilk olarak “Kapu Câmii” civarındaki atölyelerde başlamıştır. Kitapları korumak ve bezemek için kullanılan ve İslâmiyetin kabulüyle birlikte kitaba verilen önemin artmasıyla gelişen ebru sanatı XVIII., yüzyıl örneklerine Konya Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi'nde rastlanmaktadır.

       Çin sınırından Bizans topraklarına kadar uzanan Selçuklu Devleti'nin Anadolu'daki başkenti ve İpek Yolu üzerinde önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olan “Konya”, aynı zamanda İslâm Medeniyeti'ne dair yüzlerce eserin yer aldığı, birçok İslâm ilim adamının ve mutasavvıfın yetiştiği ve yerleştiği önemli bir merkezdir. Kent ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti’ni yönetmiş sultanların, vezirlerin ve Mevlâna gibi manevî fatihlerin, önemli tarihî şahsiyetlerin türbelerinin, vakıf eserlerinin, tekke, zaviye, mektep ve medreselerin bulunduğu seçkin bir şehirdir.